Türk Onkoloji Vakfı

Ana Sayfa  |  Poliklinik ve Birimlerimiz  |  Doktorlarımız  |  Medikal Yazılar  |  Anlaşmalı Kurumlar  |  İletişim

Hasta Hakları

Yeniköy Tıp Merkezi'nde tedavi olmaya başlamadan önce haklarınızı öğrenin.

Devamı

Check-Up

50 yaşın üzerindeki herkesin düzenli olarak check-up yaptırmasını öneriyoruz.

Devamı

Mamografi

Yeniköy Tıp Merkezi'nde Mamografi yaptırmak çok kolay.

Devamı

Fizik Tedavi

Yeniköy Tıp Merkezi en yeni teknoloji ile fizik tedavi hizmeti vermektedir.

Devamı

Majör Depresif Bozukluk

Dr. Sezer Sönmez

Psikiyatri Uzmanı

Ciddi bir halk sağlığı sorunu olan Depresif bozukluklar; sık görülen, sağlık harcamaları ve tedavi maliyetinin artmasına, belirgin iş gücü kaybına neden olan kronik hastalıklardır.

Tanı

Bir kişiye major depresyon tanısı konulabilmesi için depresyon belirtilerinin en az iki hafta hemen hemen her gün ve günün büyük bölümünü kaplayacak şekilde sürmesi ve kişinin her zamanki yaşamını olumsuz yönde etkilemesi gerekmektedir.

Hastaya tanı koymada kullanılan belirtiler arasında depresyonlu duygudurum; ilgi-istek kaybı, yaşadıklarından zevk alamama, iştah değişiklikleri, vücut ağırlığında değişme, uyku bozuklukları, psikomotor yavaşlama ya da ajitasyon, yorgunluk, bitkinlik, enerji kaybı, değersizlik, aşırı ve uygun olmayan suçluluk duyguları, düşünme ve düşünceleri belli bir konuda toplama güçlüğü, kararsızlık, ölüm düşünceleri ve intihar düşünceleri bulunmaktadır.

Sıklığı

Yaşam boyu yaygınlığının genel toplumda % 17-19, kadınlarda % 25 ,bir yıllık yaygınlığının ise % 1-9 arasında olduğu bildirilen “Majör Depresif Bozukluk” sık görülen, atakları uzun süren, süregenleşme,depreşme ve yineleme oranları yüksek, şiddetli fiziksel ve psikososyal yeti yitimine neden olan yıkıcı bir bozukluktur.

Riskler

Depresyonun neden olduğu yeti yitimi, sosyal ve mesleki alanlarda olabilir ve kişinin aile düzeni ile ekonomik durumuna olumsuz etkiler yapabilir. Depresyon, birey kadar çevresi ve bakımını üstlenenler üzerinde de olumsuz etkiler yaratır. Özkıyım girişimi sonucu ölüm oranı % 15 olan ve özkıyım sonucu ölümlerin yaklaşık % 50’sinden sorumlu major psikiyatrik bozukluktur.

Yaşlılarda nedenler ve gidişat

Eğer yaşlı bir hastanın başka bir psikiyatrik rahatsızlığı yoksa, o da diğer genç hastalar gibi gelecek hakkında iyimser olabilir. Yaşlılarda depresif bozukluk ve bununla ilintili psikiyatrik hastalık oluşumuna zemin hazırlayan başlıca risk etmenleri, hareketliliğin azalması, kendine bakım gücü ve kapasitesinin azalması, duyu kusurlarının ortaya çıkması, önceden bir psikiyatrik bozukluk bulunması, sevilen birinin yitimi gibi üzücü bir olayın yaşanması ve fiziksel bir hastalığın bulunmasıdır.

Yaşlı hastalarda depresyonun kronik seyir izleme olasılığının daha fazla olduğu söylenmektedir.

Tıbbi hastalıklarla birlikteliği

Depresyon koroner arter hastalığı için ikincil bir risk faktörü olarak tanımlanmıştır.Mortalite ve morbiditenin artmasında bağımsız bir öngörücüdür. Depresyon ve koroner arter hastalığında karşılıklı nedensel bir ilişki görünmektedir. Depresyonu olan koroner arter hastalarında antidepresan tedavinin mortalite ve morbiditeyi azalttığına dair yayınlar da mevcuttur.


Kanser hastalarında majör depresyon sıklığı %1,5-50 arasında oldukça farklılık göstermektedir.Bu farklılıkta kanser tipi ve çeşitliliğinin etkisi büyüktür. Başta pankreas olmak üzere, akciğer beyin ve orofarinks gibi bazı tümörlerde depresyon oranı daha yüksektir. Kanser kemotropisinde kullanılan sitokin, kortikosteroid ve vinka alkoloidleri de depresyonla ilişkilidir.

Tip I diabet, her gün enjeksiyon, diyet kısıtlamaları,belirgin yaşam düzenlemeleri gerektiren kronik bir hastalıktır.
Hastalar ciddi komplikasyonlarla karşı karşıyadırlar.Diyabetteki hastalık yükü depresyon gelişmesinikolaylaştırır. Depresyon ise, diyabetin klinik seyrini ve tedaviyi oldukça olumsuz etkiler; komplikasyonları,morbidite ve mortaliteyi artırır.

Parkinson hastalığı, inme, demans, multipl skleroz,epilepsi ve Huntington hastalığı gibi nörolojik hastalıklar ve depresyonun birlikteliği sıktır.Parkinson hastalığında hastaların yarısında İnme hastalarının ise %19-23’ünde majör depresyon saptanmıştır.Depresyon inme sonrasında hastalarının rehabilitasyonunu, bilişsel işlevlerini olumsuz etkiler,mortalitenin artmasına neden olur.

Depresyon, Alzheimer tipi demansta bilişsel belirtiler dışında en sık görülen nöropsikiyatrik belirtidir. Alzheimer tipi demansta majör depresyon %20-32 arasında, minör depresyon %25 oranında görülür.

Epilepsi hastalarında depresyon en sık görülen psikiyatrik tablodur; sıklığı, nöbet tipi ve düzeyine göre %20-55 arasında değişir.

Tedavi

* Depresif Bozukluğun toplumsal maliyeti oldukça yüksektir. Depresyonun sağaltımında önde gelen hedefler şöyle sıralanabilir.

* Depresif bozukluğun tüm belirtilerinin azaltılması ve giderilmesi (Düzelme).

* Mesleki ve sosyal işlevselliğin bozukluk öncesi durumuna döndürülmesi.

* Depreşme ve yineleme oranlarının düşürülmesidir.

Tüm depresyon türlerinde, ilaç tedavileri ve yapılandırılmış psikoterapiler etkili olup, iki tedavi birlikte uygulandığında etkinlik daha yüksektir. Hafif şiddetteki depresyonda kişiler arası psikoterapi, bilişsel-davranışçı psikoterapi ya da sorun çözme terapileri ilaç tedavileri kadar etkili olabilir. Orta ve ağır şiddetteki depresyonda antidepresan ilaç tedavisi gereklidir. Ancak birinci basamak sağlık kurumlarına başvuran depresif hastaların %60’ının yeterli tedavi alamadığı bilinmektedir.

Ayrıca yaşlılarda depresyon tedavisi ve prognozu açısından farklı yaklaşımlar vardır. Yaşlılarda yalnızca belirtilerin tümüyle kaybolması ve hiç yinelememesi değil, tedavi edilebilir düzeyde kısa süreli yinelemelerin de tedaviye yanıt ve iyi prognoz lehine değerlendirilmesi gerektiği bildirilmektedir. Özellikle izole edilmişlik duygusu yaşayan yaşlı depresif hastalar için destekleyici tedavi önem taşır. Fiziksel aktiviteyi arttırmaya yönelik önlemler alınmalıdır. Sosyal ilişkilerde ve akrabalık bağlarında zayıflama yaşlılarda sık görüldüğünden, hastanın sosyal aktivitelere katılması, ilişkilerini yeniden güçlendirmesi ya da yeni ilişkiler kurması desteklenmelidir. Bireysel ya da grup psikoterapileri önerilmektedir.

Kaynak: Kaplan and Sadock's Comprehensive Textbook of Psychiatry sekizinci baskı

 




Poliklinik ve Birimlerimiz  |  Doktorlarımız  |  Medikal Yazılar  |  Anlaşmalı Kurumlar  |  İletişim

© 2008 Türk Onkoloji Vakfı - Nurhan Kocabıyık Yeniköy Tıp Merkezi

Köybaşı Cad. Mübaşir Sok. No:2 Yeniköy Sarıyer / İstanbul

(+90) 212 223 56 38 - 39 - 40

Bu sitenin içeriği, kullanıcıyı sağlık amaçlı bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin yada konsültasyonunun yerini alamaz. Site içeriği, asla kişisel teşhis yada tedavi yönetiminin seçimi için değerlendirilmemelidir.



Tasarım : serdarcamlica.com